17 Mayıs 2016 Salı

Şuursuz Döngüler

Ben en güzel, ben en sıcak, ben en kaçık, lafım açık saçık, ben var ya ben benim adım yeter, kapalı kapı bırakmam, ben piru pak, alnım hep ak, harama el uzatmam, ben çalışkan, ben yetenekli, ben sempatik, ben eğlenceli, ben akıllı, ben yakışıklı, ben bakımlı, ben her eve gerekli, ben yanılmam, ben hep tamam, çok bulunmam, eşime rastlamam, ben inançlı, ben inatçı, ben hep haklı, sözümü sakınmam, olduğu kadar olmadığı kader, hallederiz reyiz, sen raaat ol.


15 Mayıs 2016 Pazar

Mislerimle Oynama

Aslında o "Mis" değil "Misk"olacak.Uygarlıklar tarihi kadar eski bir ürün "Misk" veya "Miskler". Doğudan batıya doğru etimolojik bir seyahate çıkmış bu arkadaş. Türkçeye de büyük ihtimalle Farsçadan mülhem "misk"olarak gelmiş, ondan da "mis"tabiri türemiş. Velhasıl kelam kelimenin anlamı hala"testis". Şimdiye kadar kullandığımız:

  • Misler gibi yıkanmış...
  • Mis gibi kokuyor...
  • Sanki misk-i amber, öyle harika bir kokusu var...
Ağız dolusu kullandık bunları bu zamana kadar , bundan sonra için gerçekten bilemem.Ben uyarayımda :))




Nedir efendim bu misk 'in özelliği ? Bir parfümü rafine hale getirebilir, dengeleyebilir, sadece kendini değil üzerine eklenen diğer kokuları sabitleyebilir ve bütün bunları kokunun tümünü ağırlaştırmadan yapar. En basit parfümde bile duyarlılığı ve sıcaklığı tetikleyen özelliği nedeniyle, miskten destek almakla kalmayıp, sadece misk üzerine inşa edilmiş pek çok parfüm vardır. Rakipsiz tek parfüm içerik maddesi diyebiliriz.

Doğal misk hayvansal bir malzemedir. Himalayalar'ın yükseklerinde kendi halinde yaşayan bir geyik türü vardır. ( Moscbus moscbiferus ) Bu geyik türünün testislerinin üzerinde küçük bir kesecik var ve bu kesecik birkaç katman deriyle kaplı."Parfüm dünyasının kraliçesi"işte bu keseciğin içinde yer alıyor. Yaz aylarında olgunlaşmamış misk, çevresindeki canlı dokulardan bu kesenin içine doğru akıyor ve burada birkaç hafta veya en fazla iki ay kadar kalıyor. Kesenin içine akan olgunlaşmamış sıvı, burada olgunlaştıkça katılaşıyor ve kırmızı-koyu-kahverengi arası, mum kıvamında granüllere dönüşüyor. İşte o granüllere "Misk" diyoruz.

Bugün bu vahşi uygulamalar sonucunda Moscbus moscbiferus'un nesli tükenmek üzere. Avlamak elbette artık yasak. Ancak mesela Moğolistan"da geyik avı 1953 yılından beri yasak olmasına rağmen, 1996 ila 2001 arasında yıllık 2000 erkek geyiğe eşdeğer misk kesesinin; Rusya'da 90'lı yıllarda, her yıl 60.000 geyiğe eşdeğer risk kesesinin pazara düştüğü söyleniyor. Tabii, bugün kullanılan misklerin tamamı bu yolla elde edilmiyor, sentetik miskler kullanılıyor artık. İlk jenerasyon sentetik misk moleküllerine jenerik olarak "nitro miskler" deniyor.





















Kaynaklar

Vedat Ozan- Kokular Kitabı-II
http://perfumeshrine.blogspot.com.tr/
http://www.monsieurguerlain.com/



11 Mayıs 2016 Çarşamba

İnanç ve Samimiyet

Gerçek hayatın amacı, ne sadece hayatı olduğu şekliyle temsil etmek, ne bir kaçış heyecanıyla hayatın gerçeğinden firar etmek, ne de hayatı değersizleştirmektir. Gerçek sanatın amacı, daha çok, hayatın bedelini verip hayatı geri almaktır.
Klasik Çin metni "Konfüçyüs'ün Bilgeliği"nin bir bölümünü oluşturan "Liki"de beyan edildiği gibi;


"Üstün insan , insan doğasının yeniden keşfedilmesi yoluyla insan kalbinde ahenk yaratmaya uğraşır ve insan kültürünün mükemmelleştirilmesinde bir vasıta olarak müziğin derecesini yükseltmeye çalışır.Böyle müzik yaygınlaştığı ve kişilerin zihinleri doğru ideallere ve gayelere yöneltildiği zaman , büyük bir milletin ortaya çıkışını görebiliriz.

Bu sözleri içi gibi yaşayan,üreten,düşünen bir fikir ve müzik insanı Fazıl Say... Bir toplumun gelişebilmesi için müziğin önemini bilen, bu uğurda günde 3-4 saat konser vermekten kaçınmayan, projeler yaratan, fikirler üreten, besteleriyle insanların saklı kalmış duygularının çıplaklığında bırakıveren ama kalabalıkların içinde yalnızlığına ve özgürlüğüne muhtaç, zaman zaman hüzünlü , zaman zaman tebessüm içinde bir durum...

Yorulmadan, bıkmadan, usanmadan çalışıyor, üretiyor, anlatıyor... İnanç ve samimiyet.İnsanlığa kalıcı izler bırakanlar ve bırakacak olanlar, inandıkları gibi yaşayanlardır.


 

10 Mayıs 2016 Salı

Kafamdaki Makina

Konuşmak için önce lisanı bilmek lazım.Aynı şeyleri söyleyen üst üste cümleler kurar,taklalar atar.Bu insanlara geveze yada kendini ifade edemeyen insanlar denir.Bazı insanlarda kısacık bir cümle kurar;ses tonuyla seçtiği cümlelerle onu sana söylediğinde duvara asarsın.

Müzik ruhum yandığında ortaya çıkan kokudur. (Tuncer Tunceli )


9 Mayıs 2016 Pazartesi

Arabesk Şehir Hatay


Hatay Arkeoloji Müzesi Hitit tarihinin en önemli komutanı ve devlet adamı Şuppiluliuma’nın (söylemesi çok keyifli) heykeli M.Ö 9.yüzyılın başları.




Evet aynen o şekilde ‘Dum Dum Tıkırak Dum Tıkırak ‘şeklindeki mırıldanmaların zirve yaptığı yer burası. Hani aklımıza gelen o bilindik ritim ve melodiler. Bazen acı veren, duygularımıza tercüman olan bazen de hayata dört bir koldan sarılmamızı sağlayan.

Aslında buradaki olay o bildiğimiz müzik stilinden öte, genel başlığı kapsayabilecek bir sanat stili. Bu stilde neler mi var ? Mimari, süsleme sanatı, içinde birçok renk ve modellemenin bulunduğu yapılar ve sentez. 

Manevi olgunluk ve düşünmeden o kadar uzaklaştık ki ancak her şeyin merkezine parayı oturtursak mutlu olabileceğimizi düşünüyoruz. Daha sonraları geçmiş olsun dememek için hayattaki en güzel eylem olan ‘gitmek’ sözcüğünü harekete geçirelim. Kalmak çok sıkıcı. En azından şu anlık.



Kardeşlik ve sevgi kavramlarının somutlaştığı, birçok din ve mezhep barındıran halkın sorunsuzca yaşayabildiği bir yer Hatay. Gittiğimizde doğanın sunduğu olanakları, tarih boyunca yaşamış toplumların kalıntılarını görüp, daha önce yediğiniz mezelerin, tatlıların, et yemeklerinin plastik olduğunu düşünmeye başlayacaksınız.


Hatay’ın yöresel yemeklerinden ‘Kağıt Kebabı’


Hatay deyince akla ilk gelenlerden ‘Künefe’. Her daim yenilesi, üstüne de türk kahvesi  içilesi bir tatlı. Belki bu familyadan değil fakat gittiğiniz zaman dondurmasını da mutlaka denemelisiniz




Dünya’nın ilk Katolik Kilisesi. Hristiyanların gizli toplantılarını yapmak için kullandıkları mağara özelliği ile bilinmekte.


Saint Pierre Kilisesi İçi




Türkiye’nin üçüncü deniz müzesi






Antakya’ya özgü geri dönüşüm yolu ile üretilmiş üfleme, yeşil cam koleksiyonu 140 yıllık tarihi Antaky evinde sergileniyor.









Habib-i Neccar Camii
Türkiye deki en eski camii.


Titus Kaya Mezarlıkları ve Titus Mağaraları Yolu



                     




10 yıl boyunca Musa Dağı’nın eteklerindeki kalker kayalar delinmiş ve toplam uzunluğu 1380 metreye varan kanal tamamlanmış. (Tünel UNESCO’nun Dünya mirası geçici listesi 2014 yılında eklenmiş.)

 



        




Tüneller ve mezarlıklar Samandağ ilçesinde. Burası Suriye sınırına oldukça yakın ve çok  fazla mandalina bahçesi mevcut. Oradan  geçerken tanışıp avuç dolusu mandalina ikram eden ismi İzlanda yanardağlarını aratmayan Hasan Metin Tayfur Keser Kılıç abi oldukça samimi ve yürektendi.



Burası Harbiye Şelaleleri. Çevre olarak defte bitkisi ve koza ipeği üreticiliği çok yaygın. Gitmişken tamamen doğal olan sabunlardan alıp kokusunu içinize çektiğinizde ‘Dede Dede Piss Dede Dede Piss yerine Dede Miss Dede Miss’ diyeceksiniz.


Hatay Arkeolojisi Müzesi


984 metrekarelik bir alanda 35.433 eserin sergilendiğini düşünün. Kesinlikle kendinize bir iyilik yapın ve ölmeden önce yapılacaklar listenize burayı da ekleyin. Dünya’nın bu halde olmasının sebebi sürekli artan beyinsizlik. Beynimize iyi bakmamız lazım değil mi? Haydi bunu kendinize çok görmeyin dışarı çıkın.























Her seyahat içindeyken muhakkak o seyahat ile eşleştirdiğim bir müzik albümü oluyor. Bu seyahatimde Kan’Nal ‘ın 2005 yapımı ‘Dreamwalker’albümünü bol bol dinledim. Bir gün rüzgar atsın sizi oraya, sonrası çok güzel…